22 Mart 2007 Perşembe

SEVDIGIME...ESIME...

KALBINDE PARLAYAN YILDIZ KAYMASIN,
KEDERLENME SAKIN ICIN YANMASIN,
HÜZNE TESLIM OLMA NESEN SOLMASIN,
BEN SEN DE HAYATA DURUSU SEVDIM...
AHMED GÜNBAY YILDIZ



13 Mart 2007 Salı

MEHMET AKIF ERSOY VE CANAKKALE


ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ

Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünya’da eşi,
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya,
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayasızca tahaşşüt ki ufuklar kapalı,
Nerde gösterdiği vahşetle, bu bir Avrupa’lı.
Dedirir; yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş açılıp mahpesi yahut kafesi.
Eski dünya, yeni dünya, bütün akvam-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi mahşermi hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihanın duruyorsun karşısında,
Avustralya ile bakıyorsun Kanada.
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk,
Sade bir hadise var ortada vahşetler denk.
Kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela,
Hani tauna da zuldur bu rezil istila.
Ah o yirminci asır yomu o mahluk-u asil,
Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkıyla sefil.
Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısında,
Döktü karnında ki esrarı hayasızcasına.
Maske yırtılmasa da bize afetti o yüz,
Medeniyet denilen kahpe hakikat yüzsüz.
Sonra melundaki tahribe müvekkel eshab,
Öyle müthiştir ki eder her biri bir mülkü harab.
Öteden saikalar parçalıyor amakı,
Beriden zelzeleler kaldırıyor afakı.
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin,
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağım,
Atılan her lağımın yaktığı yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,
O ne müthiş tipidir savrulur enkaz-ı beşer.
Kafa, göz gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak;
Boşanır sırtlara vadilere sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüşte o namert eller,
Yıldırım yaylımı tufanlar alevde seller.
Veriyor yangını durmuşta açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler,
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler.
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından,
Alınır kalamı göğsünde ki kat kat iman.
Hangi kuvvet haşa edecek kahrına ram,
Çünkü tesisi ilahi o metin istihkam.
Sarılır düşürülür mevk-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun-i beşer.
O benim sun-i bediim onu çiğnetme dedi,
Asımın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek,
İşte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek.
Şu hüda gövdesi bir baksana dağlar taşlar,
O rükû olmasa dünyada eğilmez başlar.
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor,
Bir hilal uğruna yarab ne güneşler batıyor.
Ey bu toprak için toprağa düşmüş asker,
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi,
Bedrin aslanları ancak bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın,
Gömelim gel seni tarihe desem sığmassın.
Hercü-merc ettiğim edvarda yetmez o kitap,
Seni ancak ebediyetler eder istiab.
Bu taşındır diyerek kabeyi diksem başına,
Ruhumun vahyini duysamda geçirsem taşına.
Sonra gök kubbeyi alsam da rida namıyla,
Kanıyan lahdine çeksem bütün ecramıyla.
Ebr-i lisanı açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandili süreyyayı uzatsam oradan .
Sen bu avizenin altında bürünmüş kanına,
Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına.
Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem,
Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem
Tüllenen mağribi akşamları sarsam yarana,
Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
Sen ki son ehli salihin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultanı Salahaddin’i
Kılıç arslan gibi eclalini ettin hayran.
Sen ki islami kuşatmış boğunuyorken hüsran,
O demir hançeri göğsünde kırıp parçaladın.
Senki ruhunla beraber gezer ecramı adın,
Senki asara gömülsen taşacaksın heyhat.
Ey şehit oğlu şehit isteme benden makber,
Sana ağuşunu açmış duruyor peygamber.
MEHMET AKIF ERSOY








12 Mart 2007 Pazartesi

CANAKKALE SEHITLERININ ANISINA



"... Evet, insan ruhunu yenmek mümkün olmuyor. Dünyada hicbir ordu bu kadar sürekli ayakta kalamaz. Sadece bugün 1800 sarapnel attik. Aylardan beri gece gündüz savas gemilerimiz mevzilerini bombaliyor. Son derece hirpalanmis Türkleri koruyan Cenab-i Allah´larindan ayirmak icin baska ne yapilabilir!..."


Müttefik Ordulari Baskomutani
General Jean Hamilton




"Bir asker icin mutluluk denen bir sey varsa, Türk´lerle omuz omuza savasmaktir diyebilrim.
Fakir insanlardi; bugday kirigindan yapilmis corba en önemli yemekleriydi; sagliksiz su icerlerdi; camur barinaklarda yatarlardi; fakat en modern silah ve araclarla donanmis düsmanlarina karsi aslanlar gibi savasirlardi... Bu insanlarin kalplerinde sadece ve sadece ulvi bir vatan sevgisi vardir. Ölüme onlar kadar gülümseyerek giden bir millet ferdi daha görmedim."


Besinci Osmanli Ordusu Kumandani
Maresal Liman von Sanders







9 Mart 2007 Cuma

SEVDIKLERIMIZ...

Deger verdigimiz bir cok sey vardir hayatta bizi anlamli kilan...Ama bizler genellikle bunun farkinda bile degilizdir. Yogun is temposu, stres, hüzünler, sevincler, günlük hayat telasimiz vesaire bu kücük ayrintilari görmemizi engeller...Oysa kendimizi hayatin yogunlugundan bir nebze de olsa geri cekmeyi ve gercek anlamda düsünebilmeyi basarabilirsek mutluluk kaynagimizin farkina varacagiz...
Belki de
...yaslanacak bir omuz yanibasimizdadir!
...sevgiyle bakan gözler karsimizdadir!
...dinleyecek dost en yakindadir!
...hissedecek gönül beklemektedir!
...
GÖNLÜNÜZÜN DERINLIKLERINE SEYAHAT ETMEYE NE DERSINIZ?
SEYAHAT YERINIZ GÖNÜL OLDUGUNA GÖRE ARAYACAGINIZ ADRES SEVDIGINIZ INSANLAR OLMALIDIR...
DOGRU ADRESI BULDUGUNUZDA HAYATINIZIN ANLAMIYLA TANISACAKSINIZ...



8 Mart 2007 Perşembe

SEN AGLAMA DAYANAMAM...

GÜL YÜZÜN SOLMASIN
ÜZÜLMEYESIN,
LÜTFEN AKLINA TAKMA
DÜSÜNMEYESIN,
ANNE DIYECEK SANA
NUR TOPU BEBEK,
EN GÜZEL GÜNLERI YASAYACAKSIN...

Upgrade your email with 1000's of cool animations

7 Mart 2007 Çarşamba

KENDI ICINDE HAYATI TASIYANLARIN ORTAK ADI "ANNE"

"ANNE" - en sihirli kelime...

BÜTÜN BEBEK BEKLEYEN ANNELERE ITHAFEN...
Icinizde candan öte bir can tasirsiniz, halbuki onunla daha tanismamissiniz bile. Kim oldugunu merak etmeden bütün zorluklara katlanir, hatta tüm olumsuzluklara ragmen yine de sevinerek beklerseniz onu...Daha simdiden ona "Ben hep yaninda olacagim!" mesaji verirsiniz...
Ve bir gün...
tarifi imkansiz bir an gelir, artik tanisma yakindir. Hem o, hem siz ayni aciyi, ayni anda paylasarak merhaba diyeceksiniz birbirinize...Ve hayatta yalnizca bir annenin katlanabilecegi ve asabilecegi binbir sanci saatleri birbirini kovalar...Öyle bir andir ki bu an, ölürseniz sehitlik makamina yükseleceksiniz ve yasarsaniz melekler makamina...
Hayatin merdiveninin bu zorlu ilk basamaginda bulusursunuz minicik yavrunuzla...
Ve artik o sizin gögsünüzün üstünde sicacik bir nefestir.
Ona anne karninda verdiginiz mesaji hicbir zaman unutmayin: "Ben hep yaninda olacagim!"
En zor zamaninda elinden tutun, bagriniza basin onu ve tüm zorluklara kanat gerin...Tipki onu icinizde tasidiginiz ve dünyaya getirdiginiz anlardaki gibi...







OKUNUR

Yalnizim ömrümün aksamlarinda,
Sert esse rüzgarlar cana dokunur,
Olsa da yüregim hüzün caginda,
Gözlerime baksan künyem okunur,
Yalnizim ömrümün aksamlarinda...
Ahmed Günbay Yildiz

AGLAMA

SOLAN YAPRAKLARA BAKIP AGLAMA,
DALDAN DÜSÜS YAPRAKLARIN SONU MU?
HER HAZANLA YÜREGINI DAGLAMA,
O DÜSÜSLER YENILIYOR DOGUMU...

Herkesin hayatinda inisler ve cikislar vardir. Bazen cok zorlar bizi hayat, bazen de sevinc cigliklari attirir. Asil olan bir sey vardir bu arada: Hayati paylasmak ister insan...Ne de olsa sevincler paylasildikca cogalir ve hüzünler paylasildikca azalir...Hayat merdivenini tirmanirken karsilasmak ümidiyle...

Blog Dergisi

About This Blog

  © Blogger template The Beach by Ourblogtemplates.com 2009

Back to TOP